Dambulla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dambulla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SRI LANKA - Temmuz 2009

on

Sri Lanka'ya gitmeye nasıl karar verdiğimizi hatırlamıyorum bile. Zira gitmeye karar verdiğimizde hakkında hiç bir şey bilmiyorduk. Karar verdikten sonra yaptığımız araştırmalarda da çok az şey öğrenebildik. Hindistan'ın güneyinde yüzölçümü olarak bir hayli küçük sayılabilecek bir ada ülkesi imiş. Din, giyiniş, yaşam tarzı olarak kuzey komşusuna çok fazla benzediğinden küçük Hindistan diyenler var. Yakın zamana kadar ülkenin kuzeyinin kontrolünü elinde bulunduran ve Tamil kaplanları diye bilinen örgüt kısa bir süre önce, son devlet başkanının başlattığı operasyonlarda son derece kanlı bir şekilde etkisiz hale getirilmiş. Ancak kuzeyin yine de tehlikeli olduğu söylendiğinden rotamıza dahil etmedik. Ülkenin batısındaki başkent Colombo'dan yola çıkıp önce dini başkent Kandy'ye, oradan dünyanın en büyük budist tapınaklarının bulunduğu Dambulla'ya, ardından yüksek, serin Nuwara Eliya'ya gitmeyi, sonrasında da ülkenin güneyine inip sıcak denizlere ulaşmayı oradan da Colombo'ya dönerek ülkeyi bir baştan bir başa dolaşmış olmayı planlıyoruz. Bu esnada ülkenin güneyindeki ulusal parklardan birine de uğramak istiyoruz. Bunlar kabaca planlar, bir tek Kandy'ye nasıl gideceğimiz ve nerede kalacağımız belli, onun dışındaki yerlere nasıl gideceğimiz konusunda hiç bir fikrimiz yok. Diğer turistler genellikle gelir gelmez haftalığı yaklaşık 200-250 dolar civarına para ödeyerek rehberli bir arabayla dolaşıyorlar halkın arasına karışmadan. Elbet bize göre değil bu.. Biz yerel halkın kullandığı yolları kullanmak istiyoruz.. Fazla uzatmayalım sözü... Siz Türkler nasıl diyorsunuz: "Macera başlasın"  :)

1. Gün

Sri Lanka uçuşumuzu fiyat/performans açısından mantıklı göründüğünden Ürdün'ün Royal Jordanian havayollarından almıştık. Aslında Hindistan, Nepal, Sri Lanka gibi yerlere gidenler genellikle Air Arabia'yı kullanırlar, ancak uygun fiyatlı uçuşlarda ciddi beklemeler vardı, o yüzden biraz daha pahalı olsa da Royal Jordanian'ı tercih ettik. Bu tür düşük bütçeli havayollarının sıkıntısı valizinizin kaybolma ihtimalinin biraz yüksek olması, tabi uçağın düşmesi ihtimali de biraz daha fazla ama o ihtimal yine de az olduğundan çok düşünmüyoruz, neyse böyle kötü şeyler düşünmenin sırası değil şimdi. Hayatımızın en farklı seyahatlerinden birisi başlamak üzere. Ürdün uçağı olunca haliyle Amman aktarması olacak. Ancak yalnızca bir iki saat, o yüzden sıkıntı etmiyoruz. Amman'ı da ancak uçak inerken ve kalkarken görebiliyoruz. Uçaktan inip alana girene kadar gördüğümüz sıcaklık bizi yeterince "yakmaya" yetiyor bu şehirde. Tam bir çöl şehri Amman: sapsarı, toprak rengi, uçsuz bucaksız düzlüklerle kaplı. Alandaki kısa bekleyişimizin ardından saat gece yarısını geçerken bizi Sri Lanka'nın başkenti Colombo'ya götürecek uçaktayız.

2. Gün (Colombo Kandy)

Colombo'ya sabaha karşı, henüz şafak ağarmamışken yaklaşıyor uçağımız. Koca şehirde tek tük ışık görünüyor havadan, onlar da yanıp sönüyorlar devamlı. Bu kadar ışıksız, karanlık olmasına, ışıkların yanıp sönmesine anlam veremiyoruz. Az gelişmiş bir ülkeye geldiğimizin farkındayız ancak sonuçta başkentin daha aydınlık olması beklenir. Uçak iyice alçalınca anlıyoruz ki buradaki yapılar palmiye ağaçlarından daha alçak, o yüzden de zaten az olan ışıklar yukarıdan görünmüyor, veya uçağın hareketi yüzünden bir görünüp bir kayboluyorlarmış. Daha sonra bunun bir devlet politikası olduğunu öğrendik, palmiye ağaçlarından daha yüksek bina yapılması istenmiyor.

Yolculuğa başlarken aklımıza gelen, ancak düşünmek bile istemediğimiz ihtimal maalesef gerçekleşiyor, ve yol arkadaşım Önder'in valizi uçaktan çıkmıyor. Kendisi Amman'da kalmış. Oturup bir sürü form dolduruyoruz. Bir sonraki uçakla gelir valiziniz diyorlar, ancak sonraki uçak 3 gün sonra imiş. Bizse Colombo'da 1 gece bile kalmak niyetinde değiliz. O yüzden bir sonraki durağımız olan Kandy'de kalmayı planladığımız yerin adresini veriyoruz. Belki orada kalmayız diye de, "göndermeden önce mutlaka bize bir telefon edin" diye sıkı sıkı tembihliyoruz. Anladıklarını düşünüyoruz, meğer anlamamışlar. Neyse, kayıp bavul için bize 60 dolar civarında bir para veriyorlar, alışık olmadığımız bir durum, ama güzel. Colombo'nun merkezi tren istasyonuna gitmek için saatlerdir içinde bulunduğumuz havaalanından dışarı atıyoruz kendimizi. Amacımız burada hiç kalmadan trenle doğruca Kandy'ye gitmek. Gelmeden önce okuduklarımız Sri Lanka'nın fakir bir ülke, insanlarınınsa sıcakkanlı olduğunu söylüyordu. Ancak alandan çıkınca gördüğümüz manzara yazılanların çok ötesinde idi. İnsanlar her yerdeydi: yollarda, kaldırımlarda, yerlerde.. Erkekler beyaz bir çarşafa sarılmış gibi giyiniyorlar, kadınlarınsa daha çok yeşil tonlarında ve göbek bölgesini açıkta bırakan bir elbiseleri var. Ülkenin ulusal ayakkabısı parmak-arası terlikler. İstisnasız herkes heryerde bunlardan giyiyor.

Havaalanından tren istasyonuna direk bir otobüs yok, önce ücretsiz bir shuttle bus ile otobüslerin kalktığı merkeze gelmek, oradan tekrar otobüse binmek gerekiyor. Shuttle bus deyince öyle lüks bir otobüs canlanmasın sakın gözünüzde, bu bildiğimiz köy otobüslerinden bile kötü bir minibüs, otobüs arası garip bir araç. Shuttle otobüsü malesef dolu, ayakta durmak zorundayız, otobüsteki herkes gözlerini ayırmadan bize bakıyor. Şoför hariç. Çünkü o, çıplak olan sol ayağını vitesin üzerine dayamış koltuğunu geriye yatırmış, göbeğini açmış, uyuyor. Otobüste klima falan yok haliyle, camlar açık ancak hareketsizken sıcak ve nem fena terletiyor insanı. Şoför uyanınca, önce merkezi otobüs terminaline, oradan da otobüsle tren istasyonuna varıyoruz. Uzaklarda bir kaç yüksek bina, hatta gökdelen görünüyor, ancak şehir genel itibariyle büyük bir fakirlik içinde. Sabah 9:30 treninde malesef yer yok, bu ünlü bir tren; içerisinde turistler için, etrafın daha rahat görünmesine imkan veren bir seyir vagonu bulunuyor. Ancak yer yok, yarını bekleyecek vakit de yok, o yüzden 10buçukta kalkacak olan ve ucuz olduğundan halkın daha çok tercih ettiği trene bilet alıyoruz. Bu esnada yanımızda bir adam beliriyor, ve bu işlemleri onun sayesinde biraz daha kolay yapıyoruz. Sonradan tur rehberi olduğunu anlıyoruz, yanında bir defter var, bize gösteriyor, içinde daha önce onunla Sri Lanka'yı gezmiş insanların yazdıkları var, hatta bir Türk de Türkçe olarak güzel bir şeyler yazmış, treni beklerken bu notlarla vakit geçiriyor, eğleniyor, ancak adama kibarca kendimiz dolaşmak istediğimizi söylüyoruz. Sohbet sırasında ortalık birden hareketleniyor, rehber de dikkatlice tren yoluna bakıyor ve hemen sonra peronda raylara yaklaşıyor. Trenimiz geliyor anlaşılan, bizim biletimiz var, ancak o bilet almadı. Bize acele etmemizi söylüyor, anlamıyoruz ama. Bizim biletimiz var zaten, neden acele edelim ki? Trenin yaklaşmasıyla birden herkes kapılara hücum ediyor, biz de mecburen aynısını yapıyoruz. Vagona binince bir de baktık ki rehber bizim için iki kişilik yer kapmış, meğer biletlerde numara yokmuş, ve birçok kişi saatlerce ayakta gidiyormuş bu trende. Şaşırmıştık, ancak daha sonraki otobüs yolculuklarımızı görünce bu tren yolculuğunun ne kadar lüks olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Trende klima yoktu, bunun yerine her vagonun tavanında asılı 3-4 tane renkli pervane vardı, inanmak zor ama bunlardan bazıları da çalışıyordu :)

İnsanların dışarıda seyahat etmelerinin nedeni doluluk değil sıcaklık
Her hakkı saklı olup, izinsiz içerik kullanımı yasaktır.. Blogger tarafından desteklenmektedir.